Gündoğdu: 'Sendikal kaynakların gençlere aktarılsın!'

Gündoğdu: 'Sendikal kaynakların gençlere aktarılsın!'
“Kudüs Şairi” olarak bilinen Memur-Sen'in kurucu genel başkanı Mehmet Akif İnan, doğumunun 75., ölümün ise 15'inci yıl dönümü nedeniyle düzenlenen anma programında konuşan Memursen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, üyelerin de kendisi gibi kilo problemi olduğunu söyledi.

Genç Memursen’in, Memursen’in çılgın projesi olarak niteleyen Gündoğdu, sendikal kaynakların yemekli programlar yerine gençlere aktarılması gerektiğini söyledi. Gençlere ahlaklı olmanın öğretilmemesi halinde gençlerin de ülkenin de kaybedilme tehlikesi olduğunu vurgulayan Gündoğdu, “Biz bu gençliğe test çözmenin, daha çok test çözmenin değerli olmasının ötesinde ne verdik? Ahlaklı olmayı, kariyer yapmanın önüne geçiremediğimiz sürece gençliği de ülkeyi de kaybetme tehlikemiz var. İlkokullar, ortaokullar, liseler, üniversiteler.

Artık sendikal kaynaklarımızın da gençliğe harcanmasını istiyorum. Öğretmenler günün de bir yemek Ramazan ayında iftar, yazın bir piknik, hemşireler günün de bir program. Hayır. Bakıyorum, üyelerimin büyük bir bölümünün benim gibi bir kilo sorunu var. Artık kaynakları gençliğe harcayalım. Bu ülkeyi emanet edeceğimiz gençleri kendi elimizle yetiştirelim. İsterse demokrat olsun. İnancı ne olursa olsun, ama özgür fert olsun. Dürüst olan genç olsun. Ama bu genç, hem dinin, hem medeniyetin değerlerini kuşanmış olursa, bu tadından yenmeyecek bir misyonun şahlanışı olur” diye konuştu. KOBANİ EYLEMLERİ Gündoğdu, Eski Türkiye’de gittiği her yerde derin devletin ötekileştirdiği kesmlerle karşı karşıya kaldıklarını ve bu kesimlerin taleplerini dinlediklerini ifade etti.

Devletin, önceden ötekileştirdiklerini berikileştirmek amacıyla adım attığı dönemde Kobani eylemleri olarak de bilinen 6-7-8 ekim olaylarının yaşandığını kaydeden Gündoğdu, şöyle konuştu; “Gittiğimiz her yerde derin devletin ötekileştirdiği, aleviler, başörtülüler, Kürtler gibi kesimlerle karşı karşıya kalmıştık. Ve onların taleplerini dinlemiştik. Bu ötekilerin beriki olma arzusuydu. Arzunun muhatabı devletti. Dün devletin ötekileştirdiğini, devlet beriki yapmak için çok önemli adımlar atmışken 6,7,8 Ekim olaylarında, 'Türklük adına biz ötekileştiriliyoruz, Kürtlerin hakkını biz koruruz' diye kurulmuş yapılanmaların, Beyaz Türklerin çirkefliğine özenerek, ‘Kürt'ün Kürt'e zulmünü içselleştirdiği’ bir iş kazasını da beraberinde yaşadık. Onun için altını çizerek söylüyorum bu milletin kurtuluşu ebedi kardeşliğindedir. 6,7,8 Ekim olayları iş kazasıdır.

Savaş kolaydır, barış ise zordur. Eğer biz bu iç sorunumuzu kendimiz çözmezsek, terörden beslenenlerin, silah tüccarları, emperyalistler ve siyonistler olduğu gerçeğini kavramazsak, ülkemizde ve bölgemizde sıkıntı olduğunda BM'yi ve batıyı suçlamaya devam edersek, BM'den evrensel insan hakları adına medet ummanın, ölü gözünden yaş beklemek gerçeğini görmezsek İslam Birliği'ni kurup kardeşliğimizi tesis etmezsek ağlamaya gözyaşı dökmeye devam ederiz. Buna hakkımızın olmadığının altını çiziyorum." Gündoğdu, Mehmet Akif İnan’ın diğer insanlardan en önemli farkının, İslam medeniyeti yok etmek isteyenlere karşı sivil toplumun önemini gününde kavrayan insan olarak açıkladı.

Gündoğdu, “Akif İnan’ı farklı kılan, medeniyet değerlerimizi savunmada, medeniyet değerlerimizi yok etmek için zar atmayan, gece gündüz bilinçli projeler hazırlayanlar karşısında, bu projeyi hazırlayanların sendikal kavramı, dine ve değerlerimize hakarete dönüştürdüğü bir zamanda, sendikacılığın sivil toplumun önemini gününde kavramış olması ve adanmışlıkla temelini atmış olmasıdır. Eğer Akif İnan gibi bir dava öncüsü, mütefekkirliğinin, şairliğinin, edebiyatçılığının, iyi öğretmenliğinin yanına, sendika kurma gereği hissedip, inanıp, bunu içselleştirip, o gün temelini atmamış olsaydı, biz işçi sendikacılığında geri kaldığımız gibi bu gün memur sendikacılığında da çok geri kalmış olacaktık. Kitapta yerini bulsak da, bir hükmü olmayacaktı” diye konuştu. Gündoğdu, Akif İnan ve arkadaşlarının amacını ise şöyle açıkladı; “Akif İnan ve diğer güzel insanların, yazarken, konuşurken, ter akıtırken, gayesi, sancısı neydi? Türkiye’ye dikilen ittihatçı ve terakkici, dar elbiseyi, kabul etmemek, tek parti diktatörlüğüne, milli şeflik dönemine, ve onun oluşturduğu vesayet iklimine karşı çıkmaktı.” 1960 darbesi sonrasında ülkenin önünde 3 büyük engel konulduğu belirten Gündoğdu, engelleri ise şöyle anlattı; “O zaman Türkiye’nin önünde 3 önemli engel. Bir demokratikleşememe.

Elbette ilk meclisimizle, sorunumuz yok. İlk anayasamızla sorunumuz olmadı. Ama ikinci anayasa ile başlayan millete sırtını dönme geleneği 60 darbesi ve 61 anayasası ile anayasa eli ile milleti dövme hakkının meclisten irade temsilinin alınıp, belli kurullara verildiği bir eski Türkiye geleneğiydi. İkincisi inanç hürriyetinden yoksunluk. Yüzde 99’u Müslüman deniyor. Elbette bir kısmı kültürel Müslümanlık. Nüfus kağıdı Müslümanlığı. Yüzde 99’un değil, büyük çoğunluğun Müslüman olduğu bir yerde, Allah’ın emri olan bir çok konu, devlet eliyle yasak. Siyasetçiler eliyle yasak. 18 yıl ezan, Arapça zannedilerek, rapça olduğu dikkate alınmayarak, Türkçe okutulması ve camilerin ahıra döndürülmesidir. Üçüncüsü de etnikside, ötekileştirme, politikalarıydı. Bunlara karşı uyanık olunması gerekiyordu.”

KURULLARA TEPKİ Gündoğdu, 1961 anayasası ile oluşturulan kurullara da tepki gösterdi. Gündoğdu, “Vesayetçi devletin eski Türkiye’nin bir tek parti diktatörlüğü, bir de 61 anayasası ihdas edilen Anayasa Mahkemesi, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, YÖK, YAŞ, Milli Güvenlik Kurulu gibi tüm bu kurullar, ‘neden anayasa, kuruldu’ tartışılması lazım” dedi. Dünya üzerindeki Türk ve Müslüman coğrafyanın dağınık bir halde bulunduğunu hatırlatan Gündoğdu, “Dünya mazlumlarına baktığımızda elbette vicdanlarımız kanıyor. Suriye Mısır, Doğu Türkistan, Arakan, Orta Afrika, gazze, Mescidi Aksa, Kudüs. Nereye bakarsınız, bakın; Bir dağınıklık, bu dağınıklık içerisinde ya adı bizden olanların Esed, Sisi, Mısır Üniversitesi Rektörü gibi, katliamların başaktörü olduğu, yada adı bizden olmayıp, zaten insan haklarına bakıştı muharref Tevrat’ın, muharrefliğini kendisine ilke edinerek, vaat edilmiş topraklar, arzı mevud yaklaşımı ile sömürmeyi, zulmü, öldürmeyi geçim kaynağı gören ülkeler ve yapılanmalar. Buna karşı uyanık olmak lazım” diyerek devam etti.

OKUL VE HASTANE YAPIMINA İSRAİL ENGELİ Gündoğdu, Gazze’de İsrail bombaları ile yıkılan bir okul ve hastaneyi yeniden yapmak istediklerini kaydetti. Mehmet Akif İnan’ın adını verecekleri okul ve hastaneyi tüm engelleme çabalarına rağmen yapacaklaını vurgulayan Gündoğdu, “Gazze’ye bir Mehmet Akif İnan Memursen Okulu ve bir de hastanesi yapma kararı aldık. Okulun yapılma maliyetini oluşturduk, hazır ama Siyonist devlet İsrail’in ipoteği var. ‘buraya çimentoya, demire müsaade edersek, onlar buradan bomba yapar’ diye ucuz bahanelerle, yaktıkları, yıktıkları okulların, hastanelerin, evlerin tamir edilmesine bile müsaade etmiyorlar. Biz bu okulu da hastaneyi de inşallah yapacağız” dedi.

YETİM KAMPANYASINA ÇAĞRI Gündoğdu, Eğitim-Birsen, Diyanet İşleri Başkanlığı,İHH, Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer bakanlıkların desteği ile gücü yeten üye ve kurumların katılabileceği yetim kampanyası başlatıklarını kaydetti. Ekonomik olarak gücü yeten her insanın 90 TL ile bir yetime sahip çıkabileceğini hatırlatan Gündoğdu, “Yetime sahip çıkmazsak ne olur, sahip çıkmazsak organ mafyası onların başında bela olmaya devam edecek. Fuhuş mafyası devam edecek. Yoksulluk zaten onlar için sıkıntı. Misyonerlik ise bu ümmetin, ümmet sorumluluğundan kaçtığı bir ortamda, onları tuzaklarına çekmeye devam edecek” diyerek kampanyaya destek çağrısında bulundu.

Şanlıurfa Valisi İzzetin Küçük de İnan'ın Türkiye'nin yetiştirdiği önemli değerlerden biri olduğunu dile getirdi. Mehmet Akif İnan'ın kardeşi Ahmet İnan ise ağabeyinin şiirlerini okuyarak hatıralarını anlattı. Şanlıurfa Belediye Konferans ve Nikah Salonu'nda düzenlenen program, “Mehmet Akif İnan’ın Hayatı, Düşüncesi, Mücadelesi ve Eserleri” adlı panel ile devam etti. Etkinliğe, Gündoğdu ve Vali Küçük’ün yanı sıra Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç, Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürü Metin İlci, Eyyübiye İlçe Belediye Başkanı Mehmet Ekinci, daire müdürleri, İnan'ın ailesi, sevenleri ve çok sayıda davetli katıldı.